Spinal Anestezi Sonrası Anafilaksi: Bir Olgu Sunumu

Yayın Yılı: 2025
Sayfa Sayısı: 211-216
Kitap Dili : Türkçe

Anahtar Kelimeler


Spinal anestezi, alt ekstremite, alt batın ve ürolojik cerrahilerde yaygın olarak tercih edilen, güvenli ve etkili bir bölgesel anestezi yöntemidir. Uygulama kolaylığı, hızlı etki başlangıcı ve solunum depresyonu oluşturmaması gibi avantajları nedeniyle klinik uygulamalarda önemli bir yer tutmaktadır. En sık karşılaşılan komplikasyonları arasında hipotansiyon ve bradikardi yer alırken; bulantı, kusma, dispne, postdural ponksiyon baş ağrısı, idrar retansiyonu ve hematom gibi istenmeyen etkiler de görülebilir (1–3). Spinal anestezide kullanılan lokal anestezik ajanlar, nadiren de olsa advers ilaç reaksiyonlarına yol açabilmektedir (4). Bu reaksiyonlar genel olarak iki ana grupta incelenmektedir:
1.                 Lokal reaksiyonlar: Uygulama yerinde travma veya kontakt dermatit gibi etkiler
2.                 Sistemik reaksiyonlar: Psikojenik (anksiyete, vazovagal), toksik (santral sinir sistemi veya kardiyovasküler sistem etkileri), idiyosenkratik, anafilaktoid ve IgE aracılı anafilaktik reaksiyonlardır (5).
Alerjik reaksiyonlar daha çok ester yapılı lokal anesteziklerde ve bunların para-aminobenzoik asit (PABA) türevlerinde gözlenmektedir (6). Bununla birlikte, metilparaben ve metabisülfit gibi koruyucu maddeler de alerjen potansiyele sahiptir. Amid grubu lokal anestezik ajanlara karşı alerjik reaksiyonlar ester türevlere kıyasla çok daha nadirdir; ancak bu grupta yer alan bupivakaine bağlı IgE aracılı anafilaksi olguları literatürde bildirilmiştir (4). Amidler arasında çapraz reaksiyon görülebilirken (7), amid ve ester bağlı lokal anesteziklerin çapraz reaksiyon göstermediği bilinmektedir (8). Lokal anestezik kullanımına bağlı olarak yaygın ilaç reaksiyonları görülmekle beraber, ciddi anlamda anafilaksi nadir olarak görülür (9).   Bupivakain, spinal anestezide sıklıkla tercih edilen, amid yapılı bir lokal anesteziktir. Hiperbarik formu (Heavy Marcain®), %0,5 bupivakain içeren enjeksiyonluk solüsyon olarak hazırlanmakta; dekstroz monohidrat, sodyum hidroksit ve hidroklorik asit gibi yardımcı maddeler içermektedir. Klinik kullanımı sırasında nadiren de olsa sistemik hipersensitivite reaksiyonlarına neden olabilmektedir. Spinal bupivakain uygulaması sonrasında hipotansiyon, döküntü ve solunum yetmezliği gelişen bir hastada anafilaktoid reaksiyon tariflenmiştir (10). Benzer şekilde daha önce bupivakaine maruz kalmış bir hastada spinal anestezi sonrası gelişen anafilaksi olgusunu yayınlanmış, tanının B lenfosit kültür testleri ile doğrulandığı bildirilmiştir (11,12). Klinik tablo genellikle ani başlayan kaşıntı, döküntü, eritem, bronkospazm ve hipotansiyonla karakterizedir. Üst solunum yolu ödemi ve bronkospazm sonucu gelişen asfiksi, ölümcül sonuçlara yol açabilmektedir. Nitekim hastaların yaklaşık %50’sinde solunum sıkıntısı bildirilmiştir (13). Tanı, çoğunlukla klinik belirtilerle konulsa da, serum triptaz düzeyi, plazma histamin ölçümü ve cilt testi gibi laboratuvar destekli tanı yöntemleri de değerlidir (14). Bu nadir fakat hayati risk taşıyan komplikasyon nedeniyle spinal anestezi uygulanacak her hastada dikkatli anamnez alınmalı, daha önceki anestezi deneyimleri sorgulanmalı ve potansiyel alerjik reaksiyonlara karşı hazırlıklı olunmalıdır. Bu bölümde, spinal anestezi sırasında bupivakain uygulamasına bağlı gelişen sistemik alerjik reaksiyon olgusu sunulmakta ve mevcut literatür bilgileri doğrultusunda tartışılmaktadır.

Bu kitabın bölümleri bulunmamaktadır.

Atıf Sayısı :