Spinal anestezi, alt ekstremite, alt batın ve ürolojik cerrahilerde
yaygın olarak tercih edilen, güvenli ve etkili bir bölgesel anestezi
yöntemidir. Uygulama kolaylığı, hızlı etki başlangıcı ve solunum depresyonu
oluşturmaması gibi avantajları nedeniyle klinik uygulamalarda önemli bir yer
tutmaktadır. En sık karşılaşılan komplikasyonları arasında hipotansiyon ve
bradikardi yer alırken; bulantı, kusma, dispne, postdural ponksiyon baş ağrısı,
idrar retansiyonu ve hematom gibi istenmeyen etkiler de görülebilir (1–3).
Spinal anestezide kullanılan lokal anestezik ajanlar, nadiren de olsa advers
ilaç reaksiyonlarına yol açabilmektedir (4). Bu reaksiyonlar genel olarak iki
ana grupta incelenmektedir:
1.
Lokal reaksiyonlar: Uygulama yerinde travma veya kontakt dermatit gibi etkiler
2.
Sistemik reaksiyonlar: Psikojenik (anksiyete, vazovagal), toksik (santral sinir sistemi
veya kardiyovasküler sistem etkileri), idiyosenkratik, anafilaktoid ve IgE
aracılı anafilaktik reaksiyonlardır (5).
Alerjik reaksiyonlar daha çok ester yapılı lokal anesteziklerde ve
bunların para-aminobenzoik asit (PABA) türevlerinde gözlenmektedir (6). Bununla
birlikte, metilparaben ve metabisülfit gibi koruyucu maddeler de alerjen
potansiyele sahiptir. Amid grubu lokal anestezik ajanlara karşı alerjik
reaksiyonlar ester türevlere kıyasla çok daha nadirdir; ancak bu grupta yer
alan bupivakaine bağlı IgE aracılı anafilaksi olguları literatürde bildirilmiştir (4). Amidler arasında çapraz
reaksiyon görülebilirken (7), amid ve ester bağlı lokal anesteziklerin çapraz
reaksiyon göstermediği bilinmektedir (8). Lokal anestezik kullanımına bağlı
olarak yaygın ilaç reaksiyonları görülmekle beraber, ciddi anlamda anafilaksi
nadir olarak görülür (9). Bupivakain, spinal anestezide sıklıkla tercih edilen, amid yapılı
bir lokal anesteziktir. Hiperbarik formu (Heavy Marcain®), %0,5 bupivakain
içeren enjeksiyonluk solüsyon olarak hazırlanmakta; dekstroz monohidrat, sodyum
hidroksit ve hidroklorik asit gibi yardımcı maddeler içermektedir. Klinik
kullanımı sırasında nadiren de olsa sistemik hipersensitivite reaksiyonlarına
neden olabilmektedir. Spinal bupivakain uygulaması sonrasında hipotansiyon,
döküntü ve solunum yetmezliği gelişen bir hastada anafilaktoid reaksiyon tariflenmiştir (10). Benzer
şekilde daha önce bupivakaine maruz kalmış bir hastada spinal anestezi sonrası
gelişen anafilaksi olgusunu
yayınlanmış, tanının B lenfosit kültür
testleri ile doğrulandığı bildirilmiştir (11,12). Klinik tablo genellikle ani başlayan kaşıntı, döküntü, eritem,
bronkospazm ve hipotansiyonla karakterizedir. Üst solunum yolu ödemi ve
bronkospazm sonucu gelişen asfiksi, ölümcül sonuçlara yol açabilmektedir.
Nitekim hastaların yaklaşık %50’sinde solunum sıkıntısı bildirilmiştir (13). Tanı, çoğunlukla klinik belirtilerle konulsa da, serum triptaz
düzeyi, plazma histamin ölçümü ve cilt testi gibi laboratuvar destekli tanı
yöntemleri de değerlidir (14). Bu nadir
fakat hayati risk taşıyan komplikasyon nedeniyle spinal anestezi uygulanacak
her hastada dikkatli anamnez alınmalı, daha önceki anestezi deneyimleri
sorgulanmalı ve potansiyel alerjik reaksiyonlara karşı hazırlıklı olunmalıdır. Bu bölümde, spinal anestezi
sırasında bupivakain uygulamasına bağlı gelişen sistemik alerjik
reaksiyon olgusu sunulmakta ve mevcut literatür bilgileri
doğrultusunda tartışılmaktadır.
Bu kitabın bölümleri bulunmamaktadır.
Atıf Sayısı :