Küresel ölçekte süregelen nüfus artışının önümüzdeki yıllarda
devam edeceği tahmin edilmektedir. Bu artışın, gıdaya olan talebi artırarak
tarım sektörü üzerinde baskı oluşturacağı öngörülmektedir. Açlık, yetersiz
beslenme ve obezite gibi sağlık sorunlarına yol açan gıda güvencesizliğiyle
mücadele sürerken, gıda ve beslenme politikaları; erişilebilir, besin değeri
yüksek ve iklimsel, ekonomik, sosyal, politik faktörlere bağlı olarak
sürdürülebilir nitelikte yeterli ve dengeli beslenmenin teminine odaklanmaktadır.
Gıda güvencesi, yalnızca bireylerin yeterli ve dengeli beslenmesini sağlamakla
kalmayıp; çevresel, sosyal ve ekonomik boyutları da kapsayan hem mevcut hem de
gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik sürdürülebilir gıda ve
tarımla ilişkilidir. Sürdürülebilir diyetler ve gıda sistemleri, uzun vadede
hem toplum sağlığını hem de çevrenin korunmasını vurgulamaktadır. Bu bağlamda,
mevcut küresel gıda sisteminin sürdürülebilir ve dirençli bir yapıya
kavuşturulması, beslenme ile ilintili bulaşıcı olmayan hastalık yükünün
azaltılması ve küresel gıda güvencesinin sağlanması açısından kritik bir öneme
sahiptir. Küresel politika ve stratejiler, gıda güvencesine ulaşmanın,
yoksulluğu, yetersiz beslenmeyi ve diğer temel yoksunlukları sona erdirmenin, sağlık
ve eğitimin iyileştirilmesinin, eşitsizliklerin azaltılmasının, iklim krizinin
hafifletilmesinin ve doğal çevrenin korunmasının tüm sürdürülebilir kalkınma
stratejilerinin temelini oluşturduğunu kabul etmektedir. Sürdürülebilir
diyetlerin teşviki, kaynakların daha verimli kullanımı, gıdanın yeniden
işlenmesi ve geri dönüştürülmesinde modern bilgi teknolojilerinin kullanımı
gıda erişilebilirliğinin ve diyet kalitesinin arttırılmasında önemli bir rol
oynayacaktır.
Atıf Sayısı :