Kinezyofobi,
bireylerin ağrı ya da dispne gibi semptomlara bağlı olarak fiziksel aktiviteden
irrasyonel biçimde kaçınmasına neden olan patolojik bir korkudur ve
kardiyopulmoner hastalıklarda önemli bir biyopsikososyal engel olarak öne
çıkmaktadır. Ağrıyla ilişkili kinezyofobi hareketin ağrıya ya da yaralanmaya
yol açacağına dair inançlarla şekillenirken, dispneyle ilişkili kinezyofobi bireyin
solunum sıkıntısını tetikleyebilecek aktivitelerden kaçınmasıyla
sonuçlanmaktadır. Her iki durum da fiziksel inaktivite, yaşam kalitesinde azalma
ve rehabilitasyona düşük katılım ile sonuçlanmaktadır. Kinezyofobi gelişiminde
yaş, cinsiyet, sosyal destek, egzersiz öz-yeterliği, anksiyete düzeyi, komorbiditeler
ve sağlık profesyonelleriyle etkileşim gibi birçok psikososyal faktör rol
oynamaktadır. Ağrıyla ilişkili kinezyofobinin değerlendirilmesinde Tampa
Kinezyofobi Ölçeği ve Kalp için Tampa Kinezyofobi Derecelendirmesi öne çıkarken,
dispneyle ilişkili kinezyofobinin değerlendirilmesinde Nefes Darlığı İnançları
Anketi yaygın olarak kullanılmaktadır. Kinezyofobinin etkin yönetimi,
kardiyopulmoner rehabilitasyonun vazgeçilmez bileşeni olup, temel hedef
hastaların fiziksel aktiviteye yönelik irrasyonel korkularını azaltarak,
güvenli ve sürdürülebilir bir katılım sağlamaktır. Kinezyofobi yönetiminde yer alan bilişsel-davranışçı
yaklaşımlar, fiziksel ve manuel terapiler, kombine bilişsel ve egzersiz
müdahaleleri ile egzersiz ve solunum kas eğitimi gibi çok bileşenli
stratejiler, yalnızca semptomatik iyileşmeyi değil, bireyin öz-yeterliliğini ve
psikososyal adaptasyonunu artırmayı da hedeflemektedir. Kardiyopulmoner
hastalıklarda kinezyofobinin erken tanılanması ve bütüncül yaklaşımlarla
yönetilmesi, klinik prognozu iyileştirmede ve fiziksel aktiviteye katılımı
destekleyerek yaşam kalitesini artırmada kritik rol oynamaktadır.
Bu kitabın bölümleri bulunmamaktadır.
Atıf Sayısı :