Hayvan beslemede en
yoğun enerji kaynağı kabul edilen yağlar, yaklaşık 9 kcal/g enerji içeriği ile
karbonhidrat ve proteinlerin sunduğu enerjinin iki katından fazlasını sağlar.
Organizma içinde temel olarak
adipositlerde trigliserit formunda depolanan
bu moleküller, uzun süreli bir enerji rezervi olmanın ötesinde ısı izolasyonu,
hücre zarı akışkanlığının korunması ve steroid hormonların biyosentezi gibi
hayati süreçleri yürütür. Sindirim
mekanizması türlere göre belirgin farklılıklar içerir; monogastriklerde
enzimatik sindirim baskınken, ruminantlarda diyet yağları rumen
mikroorganizmaları tarafından biyohidrojenasyona uğratılarak yapısal
değişikliğe maruz kalır. Bağırsaklardan
emilen hidrofobik yağ asitleri, dolaşım sisteminde güvenle taşınabilmek adına
şilomikron, VLDL, LDL ve HDL gibi özelleşmiş lipoprotein komplekslerine
dönüştürülür. Besin maddelerinden
gelen enerjinin fazla olduğu durumlarda işleyen lipogenez sürecinde,
sitoplazmada asetil KoA ve malonil KoA kullanılarak de novo yağ asitleri
sentezlenir. Buna karşın enerji
açığı, stres veya laktasyon gibi dönemlerde devreye giren lipoliz ile depo
yağlar parçalanır; açığa çıkan serbest yağ asitleri karnitin sistemiyle
mitokondriye taşınarak beta-oksidasyonla ATP’ye çevrilir. Ancak glukozun yetersiz olduğu uzun süreli açlık
tablolarında, metabolik denge ketogeneze kayar ve alternatif enerji kaynağı
olarak keton cisimcikleri üretilir. İnsülin,
glukagon ve adrenalin gibi hormonların hassas kontrolü altında ilerleyen bu
dinamik döngü, genetik faktörlerin de
etkisiyle hayvanın verim performansını ve metabolik sağlığını doğrudan
şekillendirir.
Bu kitabın bölümleri bulunmamaktadır.
Atıf Sayısı :