Bitki doku kültürlerinin tarihsel gelişimi, modern bitki biyoteknolojisinin şekillenmesinde temel bir rol oynamıştır. Alanın teorik temelleri, Gottlieb Haberlandt tarafından 1902 yılında ortaya konmuş; bitki hücrelerinin totipotensi kavramı bu dönemde bilimsel literatüre kazandırılmıştır. 1935–1960 yılları arasında doku kültürü, deneysel bir yaklaşımdan sistematik bir biyoteknolojik yönteme dönüşmüş; kallus kültürü, organogenez ve somatik embriyogenez gibi temel kavramlar netleşmiştir. 1960–1980 dönemi, bitki rejenerasyonunun oksin–sitokinin dengesi üzerinden kontrol edilebildiğinin gösterilmesiyle modern doku kültürü uygulamalarının temellerinin atıldığı kritik bir evre olmuştur. 1980’lerden itibaren protoplast kültürü, somatik hibridizasyon ve somaklonal varyasyon gibi yaklaşımlar, genetik çeşitliliği artıran önemli araçlar hâline gelmiştir. 1950–2005 yılları arasında geliştirilen ve standartlaşan besin ortamları, doku kültürü uygulamalarının yaygınlaşmasını sağlamıştır. Son yirmi yılda ise yeni nesil bitki büyüme düzenleyicileri, geçici daldırma sistemleri ve biyoreaktör teknolojileri mikroçoğaltım verimliliğini önemli ölçüde artırmıştır. Günümüzde yapay zekâ ve makine öğrenmesi yaklaşımlarının yanı sıra genom düzenleme ve çoklu omik teknolojilerin entegrasyonu, bitki doku kültürlerini ileri ıslah ve biyoteknolojik üretim açısından stratejik bir konuma taşımıştır.
Atıf Sayısı :