Bitki doku kültürü, bitki hücre, doku ve organlarının aseptik koşullarda yapay besin ortamlarında in vitro olarak yetiştirilmesini kapsayan ve bitki biyoteknolojisinin temelini oluşturan bir tekniktir. Mikroçoğaltım başta olmak üzere hastalıksız bitki üretimi, genetik saflığın korunması, nadir türlerin muhafazası ve sekonder metabolit üretimi gibi birçok alanda yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak özellikle mikroçoğaltım süreçlerinde karşılaşılan somaklonal varyasyon, klonal çoğaltımda genetik bütünlüğün korunması açısından önemli bir sorun oluşturmaktadır. Somaklonal varyasyon, doku kültürü sırasında ortaya çıkan kalıtsal genetik veya epigenetik değişiklikler olarak tanımlanmakta olup; morfolojik, fizyolojik, biyokimyasal ve moleküler düzeylerde kendini gösterebilmektedir. Bu varyasyonlar bir yandan bitki ıslahında yeni genotiplerin, stres ve hastalıklara dayanıklı varyantların geliştirilmesine olanak sağlarken, diğer yandan ticari mikroçoğaltımda klonal saflığın bozulmasına ve ürün kalitesinin düşmesine neden olabilmektedir. Somaklonal varyasyonu etkileyen faktörler arasında eksplant tipi ve kaynağı, kullanılan in vitro kültür yöntemi, altkültür sayısı ve süresi, bitki büyüme düzenleyicilerinin türü ve konsantrasyonu, kültür koşulları, genotip farklılıkları ve özellikle oksidatif stres önemli rol oynamaktadır. Bu faktörler hücresel stres, DNA hasarı, kromozomal düzensizlikler ve epigenetik yeniden programlanmalar yoluyla varyasyon oluşumunu tetiklemektedir. Somaklonal varyasyonların mekanizması genetik (kromozomal değişiklikler, mutasyonlar, ploidi farklılıkları) ve epigenetik (DNA metilasyonu, histon modifikasyonları ve RNA aracılı düzenleme) olmak üzere iki ana grupta incelenmektedir. Ayrıca transpozon aktivasyonu ve kimerik yapıların açığa çıkması da bu sürece katkıda bulunmaktadır. Somaklonal varyasyonların tespitinde morfolojik gözlemler, fizyolojik ve biyokimyasal analizler, sitolojik yöntemler (flow sitometri, FISH) ve moleküler markırlar yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle DNA tabanlı moleküler markırlar (RAPD, AFLP, ISSR, SSR, SCoT, MSAP) çevresel faktörlerden bağımsız ve yüksek duyarlılığa sahip olmaları nedeniyle güvenilir sonuçlar sunmaktadır. Güncel olarak yeni nesil dizileme ve epigenetik yaklaşımlar, somaklonal varyasyonların daha ayrıntılı analiz edilmesine olanak tanımaktadır. Sonuç olarak, somaklonal varyasyon bitki doku kültürü uygulamalarında kaçınılmaz bir olgu olup, kullanım amacına bağlı olarak avantaj veya dezavantaj olarak değerlendirilmektedir. Ticari mikroçoğaltımda varyasyonların minimize edilmesi gerekirken, bitki ıslahında kontrollü şekilde değerlendirilmesi önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu nedenle doku kültürü protokollerinin dikkatle planlanması ve varyasyonların uygun yöntemlerle izlenmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu kitabın bölümleri bulunmamaktadır.
Atıf Sayısı :