Triple Negatif Meme Kanserinde Neoadjuvan Tedavi Yaklaşımları
Anahtar Kelimeler
TNMK, östrojen, progesteron ve HER2 reseptörlerinden yoksun
olup tüm meme kanserlerinin yaklaşık %15-20’sini oluşturur. BRCA1 mutasyonu
taşıyan olgularda sık görülür ve agresif seyirlidir. Neoadjuvan tedavi, tümör
boyutunu küçültmek, meme koruyucu cerrahiyi mümkün kılmak ve patolojik tam
yanıt (pCR) oranını değerlendirmek amacıyla uygulanır. Endikasyonlar arasında
lokal ileri hastalık (evre III, T3-T4), klinik nod pozitif olgular ve cerrahiye
geçici kontrendikasyon durumları yer alır. Tedavi öncesinde biyopsiyle tümör biyolojisi belirlenir,
lezyon klipslenir ve evreleme için uygun görüntüleme yapılır. Standart
neoadjuvan protokoller antrasiklin-taxan kombinasyonlarıdır. Platin ajanlar
(özellikle karboplatin), BRCA mutasyonu veya homolog rekombinasyon yetmezliği
bulunan olgularda pCR oranlarını artırır; ancak sağkalım üzerindeki katkısı
sınırlıdır. PARP inhibitörleri (ör. veliparib) platin temelli kemoterapiye
eklenmiş ancak ek fayda sınırlı kalmıştır. İmmünoterapi, son yıllarda tedavinin temel unsuru hâline
gelmiştir. KEYNOTE-522 çalışması ile pembrolizumab, pCR oranını %65’e
çıkararak FDA onayı almıştır. IMpassion031 (atezolizumab) ve GeparNUEVO
(durvalumab) çalışmaları da immünoterapinin pCR ve sağkalımda anlamlı
iyileşmeler sağladığını göstermiştir. Sonuçta TNMK’de neoadjuvan tedavi stratejileri, klasik
kemoterapiden moleküler ve immün hedefli yaklaşımlara evrilmiş;
kişiselleştirilmiş tedavi, biyobelirteç temelli seçim ve uzun dönem sağkalımda
belirgin ilerleme sağlamıştır.
Bu kitabın bölümleri bulunmamaktadır.
Atıf Sayısı :