Sosyal hizmet, bireylerin refahını artırmayı, toplumsal adaleti sağlamayı ve yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlayan bir meslek ve bilim dalıdır. Tarihsel gelişimi, toplumların ekonomik, kültürel ve siyasal dönüşümleriyle yakından ilişkilidir. Sosyal hizmetin kurumsal temelleri Batı’da, özellikle İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde atılmıştır. İngiltere’de 1601 tarihli Elizabeth Yoksullar Yasası, yoksulluğun toplumsal bir sorun olarak ele alınmasının ve devletin sosyal yardım sorumluluğunu üstlenmesinin başlangıcını oluşturmuştur. 19. yüzyılda ortaya çıkan Hayırseverlik Örgütleme Cemiyetleri ve “Yerleşim Evi” hareketi, sosyal hizmetin bilimsel ve sistematik bir nitelik kazanmasına katkı sağlamıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nde sosyal hizmetin gelişimi, sanayileşme ve kentleşmeyle ortaya çıkan yoksulluk, göç ve eşitsizlik sorunlarına yanıt olarak şekillenmiştir. Jane Addams’ın kurduğu Hull House ve Mary Richmond’un Sosyal Teşhis adlı eseri, modern sosyal hizmetin kuramsal ve uygulamalı temelini oluşturmuştur. Bu süreç, 1930’larda sosyal güvenlik yasalarının yürürlüğe girmesiyle kurumsal bir yapıya kavuşmuştur. Türkiye’de ise sosyal hizmetin kökenleri, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerindeki dini temelli yardımlaşma ve dayanışma kurumlarına dayanmaktadır. Ahilik teşkilatı, vakıflar, imarethaneler, kervansaraylar ve darüşşifalar, toplumsal dayanışma ve yardımlaşmanın somut örneklerini oluşturmuştur. Cumhuriyet döneminde Darülaceze, Darüleytam ve Himaye-i Etfal Cemiyeti gibi kurumlar, modern sosyal hizmetin öncülleridir. Sonuç olarak sosyal hizmetin tarihsel gelişimi, farklı kültürlerde çeşitlilik gösterse de ortak amacı insan onurunun korunması ve sosyal adaletin sağlanmasıdır. Bu miras, günümüz sosyal hizmetinin etik değerlerinin, toplumsal sorumluluk anlayışının ve refah devletinin temel dayanaklarını oluşturmaktadır.
Atıf Sayısı :