Jinekolojik kanserler kadınlarda
sık görülmektedir. Tanı ve tedavi süreci fiziksel, psikolojik ve cinsel açıdan
çeşitli olumsuz etkilere yol açabilmektedir. Ayrıca, kültürel faktörler,
partner ilişkileri ve hastalığın evresi de cinsel yaşam üzerinde önemli rol
oynamaktadır. Bu nedenle hasta merkezli, bireyselleştirilmiş yaklaşımlar
geliştirilmesi hem tedavi sonuçlarını hem de genel yaşam kalitesini iyileştirmede
kritik öneme sahiptir. Cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler;
vajinal kuruluk, disparoni, libido kaybı ve beden imajında bozulma gibi seksüel
disfonksiyonlara neden olabilir. Seksüel disfonksiyon tanısı DSM-5 kriterlerine
göre konulmakta, tedavisinde ise yaşam tarzı değişiklikleri, pelvik taban
egzersizleri, nemlendiriciler, hormonal ve non-hormonal tedaviler ile
psikolojik destek önerilmektedir. Ospemifen gibi yeni tedavi seçenekleri umut
vadetmektedir. Erken dönemde danışmanlık verilmesi ve sağlık profesyonellerinin
bu konuda eğitim alması, hastaların rehabilitasyon sürecine olumlu katkı
sağlayacaktır. Cinsel işlev bozukluğu, teşhis ve tedavi sürecinde
birlikte ele alınmalı; hekimler, hastaları bu konuda konuşmaya teşvik
etmelidir. Cinsel sağlık, yaşam kalitesinin ayrılmaz bir parçasıdır ve
multidisipliner yaklaşımla desteklenmelidir.
Atıf Sayısı :