Perkütan Trakeostomi Sonrası Gelişen Özofagus Perforasyonu: Nadir Bir Komplikasyonun Yönetimi
Anahtar Kelimeler
Trakeostomi, uzun süreli mekanik ventilasyon ihtiyacı
bulunan yoğun bakım hastalarında havayolu devamlılığını sağlamak, endotrakeal
entübasyonun komplikasyonlarını azaltmak ve hasta konforunu artırmak amacıyla
yaygın olarak uygulanan invaziv bir girişimdir. Entübasyon süresi 21 günü geçen
hastalarda trakeostominin değerlendirilmesi önerilmektedir (1). Endotrakeal tüpe kıyasla trakeostominin; laringeal
yaralanmaların azaltılması, hastanın mobilite, konuşma, beslenme gibi günlük
yaşam aktivitelerinde iyileşme sağlanması ve yoğun bakım ile hastane yatış
sürelerinin kısaltılması gibi avantajları vardır (2). Sedasyon gereksinimini
azaltması, daha hızlı ve güvenli weaning süreci sağlaması ve hava yolu
yönetimini kolaylaştırması da tercih sebebi haline getirmektedir (3). Son yıllarda trakeostomi tekniklerinde önemli gelişmeler
yaşanmış; cerrahi trakeostomiye alternatif olarak perkütan dilatasyonel
trakeostomi (PDT) yöntemi yaygınlaşmıştır (4). Griggs tekniği olarak bilinen bu
yöntem, yatak başında uygulanabilirliği, hızlı uygulanması ve daha düşük
komplikasyon oranları nedeniyle tercih edilmektedir (5). Ancak her cerrahi
girişimde olduğu gibi PDT uygulamalarında da komplikasyon riski mevcuttur.
Literatürde, trakeostomiye bağlı komplikasyonların sıklığı %1 ila %10 arasında
olup, erken ve geç dönemde gözlenebilir (6). Trakeostomiye bağlı erken dönem komplikasyonlar arasında
kanama, subkütan amfizem, pnömotoraks, hemotoraks, trakeal posterior duvar
hasarı, özofagus perforasyonu ve ölüm gibi ciddi durumlar yer alırken; geç
dönem komplikasyonlar arasında granülasyon dokusu oluşumu, trakeal stenoz,
trakeo-innominat arter fistülü ve trakeoözofageal fistül gibi sorunlar
sayılmaktadır (7). Özellikle acil durumlarda komplikasyon oranları elektif
trakeostomilere kıyasla daha yüksektir (8). Nadir görülen fakat yaşamı tehdit eden komplikasyonlardan
biri olan özofagus perforasyonu, genellikle trakea posterior duvarına
yapılan kontrolsüz girişimler sonucu ortaya çıkar. Anatomik olarak trakea ile
özofagusun birbirine yakınlığı nedeniyle, özellikle acil veya zor trakeostomi
girişimlerinde, arka duvarın aşılmasıyla birlikte özofagusa penetre
olunabilmektedir (9). Ayrıca, trakea posterior duvarına yönelik kontrollü bir
girişim yapılmaksızın gerçekleştirilen kesilerin, özofagusa penetre olma
riskini artırdığı belirtilmektedir (10). Bu tür perforasyonlarda hayatta kalımı belirleyen en
önemli faktör, hızlı tanı konulması ve uygun tedaviye erken dönemde
başlanmasıdır (11). Perforasyonun şüphesinde, radyolojik değerlendirme tanının
temelidir. Tanıda direkt radyografi, bilgisayarlı tomografi, kontrastlı
özofagografi ve endoskopi gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılmaktadır
(12). Özofagus perforasyonlarda genel mortalite %15- 30
arasında değişmektedir (13). Mortalite oranlarının çok değişken olması
perforasyonun nedeni, lokalizasyonu, tanı ve girişim süresi süresi gibi pek çok
etkenle yakından ilişkilidir. Bu olgu sunumunda, uzun süreli mekanik ventilasyon
ihtiyacı olan bir hastaya uygulanan perkütan trakeostomi işlemi sırasında
gelişen özofagus perforasyonu ele alınmış, tanı süreci, endoskopik ve
cerrahi tedavi yaklaşımları güncel literatür eşliğinde tartışılmıştır.
Bu kitabın bölümleri bulunmamaktadır.
Atıf Sayısı :