Gastrointestinal sistem (GİS) kanamaları, acil
tıp pratiğinde sık karşılaşılan, hemodinamik instabilite potansiyeli ve eşlik
eden komorbiditeler nedeniyle yüksek morbidite ve mortalite ile seyreden kritik
klinik tablolardır. Anatomik olarak Treitz ligamentine göre üst ve alt GİS
kanaması olarak sınıflandırılan bu durumlarda, yönetim süreci agresif
hemodinamik resüsitasyon ve risk sınıflaması ile başlar. Üst GİS kanamalarında,
prognoz tayini için Glasgow-Blatchford Skoru (GBS) önerilirken; varis kanaması
şüphesinde endoskopi öncesi vazoaktif ajanlar ve antibiyotik profilaksisi
standart tedaviyi oluşturur. Alt GİS kanamalarında ise güvenli taburculuk
kararında Oakland Skoru öne çıkmaktadır. Antitrombotik ilaç kullanan hastalarda,
hemostaz ile tromboembolik risk arasındaki dengenin yönetimi, özellikle
sekonder koruma hastalarında aspirinin kesilmemesi prensibine dayanır. Karaciğer
sirozu, klinik süreci oldukça karmaşık hale getiren bir tablo olup; en sık
görülen temel nedeni viral hepatit B enfeksiyonudur. Hastalığın uzun dönem
prognozunu doğrudan etkilediği için; varis kanamaları, hepatik ensefalopati
(HE) ve hepatorenal sendrom (HRS) gibi dekompansasyon bulgularının acil
yönetimi hayati önem taşır. Bu klinik tabloda dekompansasyonun en belirgin
göstergelerinden biri assittir. Acil servise karın şişliği şikayetiyle başvuran
hastalar incelendiğinde, bu durumun altındaki temel nedenin karaciğer sirozu
olduğu görülmektedir. Assit etiyolojisinin ayırıcı tanısında serum assit albümin
gradyanı (SAAG) altın standart olarak kabul edilir. Tedavi sürecinde ise,
özellikle Spontan Bakteriyel Peritonit (SBP) tanısı alan hastalarda,
antibiyoterapiye eklenen albümin infüzyonunun mortaliteyi anlamlı ölçüde
azalttığı kanıtlanmıştır.
Atıf Sayısı :