Dünyada sürekli artış gösteren
ağrı, hem bireylerin hayat konforunu bozmakta, hem de ülkelere ekonomik yük
oluşturmaktadır. Ağrı, canlıların tehlikeli durumlardan kaçmalarını sağlayan ve
hayatta kalmak için yakın çevrelerindeki zararlı uyaranları algılamaya yönelik
bir savunma mekanizmasıdır. Ancak ağrı canlı için bir kâbusa dönüşebilmektedir
ve ağrının yönetimi ve kontrolüne ihtiyaç duyulmaktadır. Günümüzde steroid
olmayan antiinflamatuar ilaçlar ve opioidler gibi yaygın analjezik ilaçların
uzun süreli kullanımının yan etkilere sahip olması ve devamında da ilaç
bağımlılığının ortaya çıkması nedeniyle bu problemin çözümü için hedefe yönelik
uygulamalar için moleküler düzeyde araştırmalar yapılmasını zorunlu
kılmaktadır. Ağrı yönetimi için ağrı oluşumunda etkili olan hücre sinyallemesi,
sinyalin oluşumunu sağlayan genetik faktörler gibi hücre içerisindeki moleküler
hedeflere yönelik araştırmalarla yeni ağrı önleyici ilaçların keşfine de
ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bölümde ağrı oluşumu ve kontrolünde etkili olan
moleküler hücre sinyal yolakları ele alınmış olup, birkaç yolak ve ağrı ile
olan ilişkilerine vurgu yaparak bundan sonra odaklanılması gereken yolaklar
mercek altına alınmıştır. Ağrıya neden olan faktörlerle karşılaşıldığında,
nöron hücre zarlarında bulunan G protein reseptörleri aracığı ile sinyal
algılandıktan sonra MAPK yolu, hedgehog (kirpi) sinyal yolu JAK/STAT yolu ya da
PI3K-AKT yolu aracılığı ile sinyal hücre içine aktarılıp, hücre çekirdeğinde
ilgili genler aktive edilerek ağrı duygusunu artıran ya da azaltan proteinlerin
sentezlenmesi ve salgılanması ile ağrı duygusu ya yoğun olarak hissedilir ya da
azalır. İşte bu yolakları kontrol eden yeni aday moleküllerin ağrı ile
mücadelede etkili olabileceği tahmin edilmektedir.
Atıf Sayısı :