Lenfödem, lenfatik dolaşımın
bozulması sonucu protein açısından zengin sıvının dokularda birikmesiyle ortaya
çıkan, inflamasyon ve doku hasarı ile karakterize kronik bir hastalıktır.
Jinekolojik onkoloji alanında, özellikle pelvik ve paraaortik lenf nodu
diseksiyonu ile adjuvan radyoterapi sonrasında alt ekstremite lenfödemi (AEL)
gelişimi önemli bir morbidite nedenidir. AEL insidansı literatürde %1,2 ile %39
arasında bildirilmektedir. Görülme sıklığındaki farklılıklar; cerrahi yaklaşım,
radyoterapi protokolleri, vücut kitle indeksi, yaş ve komorbid durumlar gibi
değişkenlere bağlıdır. Tanı esas olarak klinik muayene ve ekstremite çevre
ölçümleriyle konulmakta, lenfosintigrafi ve manyetik rezonans görüntüleme gibi
yöntemler tanıya destek sağlamaktadır. Lenfödem riski, jinekolojik
kanser türüne göre değişmekte olup en yüksek oranlar vulva kanserinde, en düşük
oranlar ise over kanserinde bildirilmiştir. Serviks ve endometrium
kanserlerinde risk, uygulanan lenf nodu diseksiyonunun kapsamına göre farklılık
göstermektedir. Tedavi multidisipliner yaklaşımla planlanmalı; hasta eğitimi,
enfeksiyon profilaksisi ve hareket fonksiyonlarının korunması ön planda
tutulmalıdır. Günümüzde altın standart tedavi yöntemi, manuel lenf drenajı,
kompresyon, cilt bakımı ve egzersizden oluşan Karma
Dekonjestif Tedavi (CDT)’dir. Dirençli olgularda liposuction gibi
cerrahi girişimler değerlendirilebilir. Sentinel lenf nodu haritalaması ve lenf
nodu koruyucu cerrahi teknikler lenfödem riskini azaltmada umut verici
stratejilerdir.
Atıf Sayısı :