Başlangıç
mine lezyonlarının tedavisinde temel yaklaşım; biyofilmin kontrolü,
demineralizasyonun azaltılması ve remineralizasyonun desteklenmesidir. Bu kapsamda ilk basamak, etkili ağız
hijyeni ve plak kontrolüdür. Düzenli ve doğru teknikle yapılan diş fırçalama,
diş ipi kullanımı ve gerektiğinde antimikrobiyal ajanlardan yararlanılması
lezyonların ilerlemesini önlemede kritik rol oynar. Diyetin düzenlenmesi,
özellikle ekstrinsik şeker tüketiminin azaltılması, çürük riskinin kontrolünde
önemli bir diğer faktördür. Florür, çürüklerin önlenmesinde altın standart ajan olarak kabul edilmekte;
demineralizasyonu azaltma, remineralizasyonu artırma ve antibakteriyel etki
mekanizmalarıyla etki göstermektedir. Sistemik (su, tuz, süt florürlemesi ve
takviyeler) ve topikal (diş macunu, gargara, vernik, jel, gümüş diamin florür)
uygulamalar mevcuttur. Florürün etkinliğini artırmak amacıyla kalsiyum fosfat bazlı sistemler
(DCPD, β-TCP, CPP-ACP/CPP-ACFP), polifosfatlar gibi ajanlar geliştirilmiştir.
Ayrıca biyomimetik yaklaşımlar (8DSS ve P11-4 peptidleri, nHAP), ozon,
klorheksidin glukonat, arjinin, ksilitol, kitosan ve bazı doğal ürünler çürük
yönetiminde destekleyici alternatifler olarak araştırılmaktadır. Sonuç olarak, başlangıç mine lezyonlarının yönetimi multidisipliner, minimal
invaziv ve kanıta dayalı yaklaşımlarla; bireysel çürük riskine göre
planlanmalıdır
Bu kitabın bölümleri bulunmamaktadır.
Atıf Sayısı :