Benign Anorektal Hastalıklar; Hemoroidler, Anal Fissür

Yazar: Müslime Kasa
Yayın Yılı: 2026
Sayfa Sayısı: 369-382
Kitap Dili : Türkçe

Anahtar Kelimeler


Anorektal hastalıklar, anüs ve rektum bölgesinde ortaya çıkan, farklı etiyolojik nedenlere bağlı olarak gelişen rahatsızlıkları tanımlamaktadır. Bu hastalıklar benzer klinik semptomlarla seyretmekle birlikte, altta yatan nedenler ve tedavi yaklaşımları açısından farklılık göstermektedir. Hemoroidal hastalık ve anal fissür anorektal bölgenin en yaygın görülen hastalıkları arasında yer almaktadır. Hemoroidal hastalık (basur), anal kanal çevresindeki venöz pleksusların dilatasyonu sonucu gelişir, internal (iç) ve eksternal (dış) hemoroidler olarak sınıflandırılır. Dış hemoroidler anüs çevresinde ele gelen şişlikler şeklinde hissedilir ve genellikle ağrıya yol açar. İç hemoroidler ise anüs kanalının içinde yer alır; çoğu zaman ağrısızdır ancak kanama ile kendini gösterebilir. Anal fissür (makatta çatlak), anal kanal mukozasında meydana gelen lineer yırtıklar olarak tanımlanır. Çoğunlukla kronik kabızlık, zorlanmalı defekasyon veya tekrarlayan ishal atakları sonrasında gelişmektedir. Klinik olarak defekasyon sırasında veya sonrasında şiddetli ağrı ve parlak kırmızı renkte kanama ile karakterizedir. Anorektal hastalıkların klinik belirtileri arasında anal ağrı, rektal kanama, kaşıntı, irritasyon ve defekasyon güçlüğü yer almaktadır. Ağrı, özellikle anal fissür ve tromboze eksternal hemoroid olgularında belirgin olup defekasyonla ilişkili olarak artış gösterebilir. Rektal kanama genellikle defekasyon sırasında veya sonrasında ortaya çıkan parlak kırmızı kan şeklindedir. Anal bölgede kaşıntı ve tahriş, hemoroidal hastalık ve fissür varlığında sık gözlenmekte, hastaların yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Anorektal hastalıkların tedavisi; hastalığın türü, şiddeti ve klinik evresine göre planlanmaktadır. Erken evre olgularda konservatif tedavi yöntemleri ön planda olup, medikal tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleri ile semptom kontrolü sağlanabilmektedir. Bu amaçla topikal ajanlar, fitiller ve analjezikler sıklıkla kullanılmaktadır. Kabızlığın önlenmesi amacıyla liften zengin diyet, yeterli sıvı alımı ve gerektiğinde laksatif tedaviler önerilmektedir. İleri evre hemoroidal hastalık olgularında cerrahi veya minimal invaziv girişimler gündeme gelebilmektedir. Lazer tedavileri, skleroterapi ve benzeri girişimsel yöntemler günümüzde sıkça tercih edilen tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır. 

Bu kitabın bölümleri bulunmamaktadır.

Atıf Sayısı :