Bu
çalışma, kadına yönelik şiddeti yalnızca bireysel ya da münferit bir olay
olarak değil, farklı toplumsal, kültürel ve kurumsal düzlemlerde yeniden
üretilen çok katmanlı bir yapı olarak ele almayı amaçlamaktadır. Kadına yönelik
şiddetin farklı mekânlarda, ilişkilerde ve iktidar alanlarında nasıl
konumlandığı ve birbirleriyle nasıl bağlantı kurduğu analiz “Şiddetin
Topolojisi” kavramı üzerinden analiz edilmektedir. Bilindiği gibi kadına yönelik şiddet,
yalnızca fiziksel biçimleri değil; psikolojik, ekonomik, dijital ve sembolik
boyutları da olan çok katmanlı sosyal bir olgudur. Çalışmada bu bağlamda kadına
yönelik şiddetin, aile, kamusal alan, çalışma hayatı ve dijital ortamlar gibi
farklı toplumsal mekânlarda nasıl görünür hale geldiği tartışılmaktadır. Ayrıca
çalışma, kadına yönelik şiddetin, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ataerkil
normlar ve kurumsal yapıların etkisiyle farklı alanlarda birbirini besleyen bir
ağ oluşturduğunu ve çoğunlukla kültüre içselleştirilmesinin bir sonucu olarak
görünmez/doğal kılındığını ileri sürülmektedir. Bu açıdan bakıldığında kadına
yönelik şiddet, tekil olaylar üzerinden değil, ilişkisel ve mekânsal bir ağ
içinde anlaşılması gereken bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Tam da bu
noktada şiddetin topolojik bir haritasının ortaya koyması hedeflenmiştir. Bu
bağlamda kadına yönelik şiddet toplumsal ve kültürel farklılıkları içinde
barındırmakla birlikte hem açık dışa vurumcu biçimlerde hem de içselleşmiş ya
da görünmez biçimlerde deneyimlenmektedir. Bu bağlamda kadına yönelik şiddet
toplumsal ve kültürel farklılıkları içinde barındırmakla birlikte hem açık dışa
vurumcu biçimlerde hem de içselleşmiş ya da görünmez biçimlerde
deneyimlenmektedir. Bu yaklaşım, kadına yönelik şiddetin yalnızca hukuki veya
bireysel müdahalelerle değil, toplumsal yapıların dönüşümünü içeren çok boyutlu
politikalarla ele alınmasının gerekliliğine işaret etmektedir.
Atıf Sayısı :