Çağdaş Sosyolojide Yaşçılık (ageism): Çok Boyutlu Bir Perspektifle Yaşlı Ayrımcılığı
Anahtar Kelimeler
Son yıllarda küresel ölçekte
yaşanan demografik dönüşüm süreci, tüm
toplumlarda yaşlı bireylerin sayısal ve oransal artışını beraberinde
getirmiştir. İlgili
literatürde bu fenomen “demografik
yaşlanma” ya da “genel nüfusun
yaşlanması” olgusu olarak tarif edilmektedir. Bu demografik dönüşüm
süreciyle paralel olarak yaşlılık dönemine özgü sorunlar akademik yazın
içerisinde merkezi bir tartışma odağı haline gelmiştir. Bu çalışma, hem sayı
hem de oran olarak artan yaşlı nüfus kesiminin yaşadığı sosyal sorunlardan biri
olan “yaşlı ayrımcılığı” olgusunun sosyolojik bir analizini yapmaya
çalışmaktadır. Genel olarak “ayrımcılık” ve bu konu ile bağlantılı “sosyal
dışlanma” konuları sosyolojik araştırmaların önemli bir çalışma alanını
oluşturmaktadır. Sosyoloji biliminin alt bir alanı ve uzmanlık konusu olan
yaşlanma sosyolojisinde ise “yaşlı ayrımcılığı” giderek önemli bir konu haline
gelmiştir. Bir ayrımcılık türü olarak yaşlı ayrımcılığı olgusu, toplumdaki yaşçılık (ageism) olgusundan
beslenmektedir. Yaşçılık kavramı ilk kez 1969 yılında Robert Butler tarafından,
ırkçılık (racism) ve cinsiyetçilik
(sexism) gibi bir ayrımcılık biçimi olarak yaşa dayalı bir ayrımcılık en
çok da yaşlı bireylere karşı gerçekleştirilen bir ayrımcılık türü olarak ortaya
atılmıştır. Kavramsal olarak yaşlı ayrımcılığı, kronolojik yaşa dayalı, doğrudan gözlemlenmeyen “gizli” olumsuz kalıpyargı ve
önyargıları ile gözlemlenebilir yapısal/kurumsal düzeydeki “açık” ayrımcı
uygulamaların bileşimi olarak tanımlanabilir. Temelinde hem bireysel hem de
toplumsal düzeyde yaşlılık ve yaşlanmaya yönelik korkunun (gerontofobi) yattığı
bu olgu; çalışmada ekonomik, politik, sosyo-kültürel, sosyo-psikolojik ve
yapısal/kurumsal boyutlarıyla incelenmekte; ardından çözüm odaklı politika
önerileriyle sonlandırılmaktadır.
Atıf Sayısı :