Bu çalışma, kültür
kavramının kuramsal belirsizliğinden hareketle çokkültürlülük tartışmalarını
siyasal, toplumsal ve eleştirel boyutlarıyla incelemektedir. Kültürün hem anlam
üretim süreci hem de iktidar ilişkileri içinde şekillenen dinamik bir alan olduğu
vurgulanarak, modern toplumlarda kimlik, çoğulculuk ve farklılık meseleleri ele
alınmaktadır. Çokkültürlülük, bir yandan kültürel çeşitliliğin tanınmasını ve
yönetilmesini amaçlayan normatif bir proje olarak değerlendirilirken, diğer
yandan liberal demokrasi, yurttaşlık ve eşitlik ilkeleriyle kurduğu gerilimli
ilişki üzerinden tartışılmaktadır. Modernizm ve postmodernizm arasındaki teorik
ayrım, özellikle büyük anlatıların çözülmesi ve kimliklerin çoğullaşması
bağlamında analiz edilmekte; çokkültürlülüğün bu dönüşüm içindeki yeri ortaya
konmaktadır. Bununla birlikte, çokkültürlülük politikalarının pratikte yeni
eşitsizlikler üretme, sınıfsal çelişkileri görünmez kılma ve toplumsal
bütünlüğü zayıflatma potansiyeline sahip olduğu yönündeki eleştiriler de değerlendirilmektedir.
Sonuç olarak çalışma, çokkültürlülüğün ne tamamen çözücü ne de bütünüyle
sorunlu bir yaklaşım olduğunu; aksine modern toplumların temel gerilimlerini
görünür kılan, sürekli yeniden müzakere edilmesi gereken dinamik bir siyasal
proje niteliği taşıdığını ileri sürmektedir.
Bu kitabın bölümleri bulunmamaktadır.
Atıf Sayısı :