Erken çocukluk döneminde üstün yeteneklilik çoğu zaman akademik başarıdan ziyade hızlı öğrenme, yoğun merak, özgün problem çözme yolları, yaratıcılık ve çevresel uyaranlara duyarlılık gibi gelişimsel göstergeler aracılığıyla kendini göstermektedir. Bu bağlamda, Gagne, Gardner, Renzulli, Tannenbaum ve Sternberg’in modellerinde vurgulanan çevresel destekler, bilişsel olmayan özellikler ve gelişimsel süreçler, erken çocuklukta üstün yetenek potansiyelinin ortaya çıkarılmasında belirleyici bir rol oynamaktadır. Zekâ için öğrenmeyi geliştirmek için üst bilişsel süreçleri kullanarak deneyimlerden öğrenme kapasitesi ve çevreye uyum sağlama yeteneğidir. Yetenek ise “kişinin becerilerinin bir toplamı, onun içsel armağanları, bilgisi, deneyimi, yargısı, dürtüsü ve öğrenme kapasitesidir. Bu iki kavramın tanımları bile Türkiye’deki erken çocukluktan başlayan üstün yetenekli ve özel yetenekli paradoksunu yansıtmaktadır. Kitap bölümünde üstün zekânın/yeteneğin tanılama sürecinde Türkiye’de ve Dünya’da kullanılan Stanford Binet Zekâ Testi, Wechsler Çocuklar İçin Zekâ Ölçeği (WISC-R), Kaufman Kısa Zekâ Testi (K-BIT), Wechsler Sözel Olamayan Yetenek Testi (WNV), Leiter Uluslararası Performans Ölçeği ve Anadolu-Sak Zekâ Ölçeği (ASIS) gibi psikometrik testlere kısaca değinilmiştir. Ayrıca üstün zekâlı/yetenekli çocukların normal akranlarından farklı duygusal ve bilişsel özellikleri de sahip olduğu görülmüştür. Sonuç olarak bu bölüm, üstün yetenekliliğin erken çocukluk döneminde tekil, sabit ve yalnızca psikometrik ölçütlerle tanımlanamayacağını açık biçimde ortaya koymaktadır. Dolayısıyla erken çocukluk döneminde üstün yetenekliliğe yönelik yaklaşımların, etiketleyici tanılama anlayışından ziyade, çocuğun potansiyelini tanıyan, besleyen ve bireyselleştirilmiş eğitim olanakları sunan kapsayıcı ve süreç odaklı bir perspektifle ele alınması gerektiği yargısına ulaşılmıştır.
Atıf Sayısı :