Otizm Spektrum Bozukluğu Ve Epilepsi

Yayın Yılı: 2026
Sayfa Sayısı: 457-470
Kitap Dili : Türkçe

Anahtar Kelimeler


Bu bölümde, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) ve epilepsi birlikteliği incelenmektedir. Epilepsi, anormal nöronal deşarjlar sonucunda oluşan ve tekrarlayan nöbetlerin görüldüğü sık rastlanan nörolojik bir hastalıktır. OSB ise sosyal iletişimde bozulma ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize olan nörogelişimsel bozukluktur. Bölüm, her iki durumun prevalansı, insidansı ve risk faktörlerini ele alarak, bu durumların birlikteliğinin özellikle entelektüel yetersizlikle ilişkili olarak sık görüldüğünü vurgulamaktadır. Epilepsi prevalansı, genel popülasyonda %1 iken, OSB’li bireylerde %6 ila %30 arasında değişmektedir. Epilepsi gelişimi için üç ana risk faktörü tanımlanmıştır. Bunlar yaş, bilişsel yetenek ve dil bozukluğu derecesidir. OSB’li ergenler ve genç yetişkinlerde epilepsi prevalansı daha yüksektir ve bilişsel yetenek ile epilepsi riski ters orantılıdır. Ayrıca, ağır dil bozuklukları olan hastalar epilepsi açısından daha yüksek risk altındadır. OSB’li hastalarda epilepsi tanısı koymak zordur çünkü semptomlar örtüşebilir ve Elektoensefalografi (EEG) anormallikleri yaygındır. EEG’lerde interiktal epileptiform deşarjlar (IED) sıkça kaydedilir ve bu durum epilepsi tanısını zorlaştırır. OSB’li çocuklarda epilepsi ve EEG anormalliklerinin yaygınlığı, nörobiyolojik temellerin ortak olabileceğini düşündürmektedir. Epilepsi ve OSB’nin birlikte görülmesi, genetik, yapısal ve metabolik faktörlerin rol oynadığı karmaşık bir etiyolojiye işaret eder. Otistik gerileme, OSB’li çocukların %30’unda görülür ve bu durum; dil, davranış ve sosyal iletişim becerilerinin kaybı veya ciddi bozulması olarak tanımlanır. Bu gerileme, bazı epilepsi sendromları ile ilişkilendirilebilir. Epileptik ensefalopati ve sürekli uyku sırasında diken ve dalgalar (EE-CSWS) veya Landau-Kleffner sendromu (LKS) gibi sendromlar, otistik gerileme ile benzerlikler gösterebilir. Ancak, epileptik anormalliklerin ve epilepsinin otistik gerilemeye katkıda bulunup bulunmadığı tartışmalıdır. Bu bölümde ayrıca, OSB ve epilepsi birlikteliğinin klinik uygulamalarda tanı ve tedavi süreçlerini nasıl etkilediğini tartışılmaktadır. Erken tanı ve müdahale, etkilenen bireylerin yaşam kalitesini artırabilir. Klinik uygulamada, OSB’li hastalarda epilepsi tanısı koymak için dikkatli klinik değerlendirme ve EEG kayıtlarının doğru yorumlanması önemlidir. Epilepsi tanısı doğrulandığında, uygun antiepileptik ilaçların seçimi ve tedavi sürecinin yönetimi kritik öneme sahiptir. Sonuç olarak, OSB ve epilepsi birlikteliği, karmaşık ve çok yönlü bir ilişkiye sahiptir. Bu iki durumun birlikte görülmesi, nörogelişimsel ve nörolojik bozuklukların anlaşılmasında önemli ipuçları sunar. Bu birlikteliğin altında yatan mekanizmaları daha iyi anlamak ve daha etkili tedavi yöntemleri geliştirmek için ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

Bu kitabın bölümleri bulunmamaktadır.

Atıf Sayısı :