Bu bölümde kadın yoksulluğu, makroekonomik göstergelerle
temellendirilen yapısal bir şiddet biçimi olarak ele alınmış ve analitik
çerçeve olarak kesişimsellik teorisi kullanılmıştır. Çalışmada öncelikle, OECD
verileri ve işgücü istatistikleri ışığında kadınların işgücüne katılımı,
istihdam dinamikleri ve cinsiyete dayalı ücret eşitsizlikleri incelenmiştir.
Elde edilen veriler, yoksulluğun sadece finansal bir yoksunluk olmadığını;
cinsiyet kimliğinin mekân, vatandaşlık statüsü ve engellilik gibi sosyal kategorilerle
kesişimiyle derinleşen bir dezavantajlar sarmalı olduğunu göstermektedir.
Yoksulluk ve travma arasında döngüsel, karşılıklı ve nesiller arası bir ilişki
bulunmaktadır. Yoksulluk, “yapısal şiddet” ve “kompleks travma” olarak
bedenselleşirken; travma, yarattığı nörobiyolojik mirasla bireyin yoksulluktan
çıkış için gereken bilişsel ve duygusal becerilerini engellemektedir. Bu döngü,
görünmeyen emek, zaman yoksulluğu, ekonomik şiddet ve prekarya gibi
mekanizmalarla yeniden üretilmektedir. Aile sisteminde ise yoksulluk, rol
karmaşası veya ebeveynleşme gibi krizlere yol açarak kırılganlığın aktarımını
sürdürmektedir. Dolayısıyla kadın yoksulluğu olgusu, bütüncül yaklaşımları ve
çok boyutlu müdahaleleri gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda bölümde, ekonomik veriler
ve sosyal hizmetin mikro, mezzo ve makro düzeylerini entegre eden bir “Travma
Bilgili Güçlendirme Modeli” sunulmaktadır.
Bu kitabın bölümleri bulunmamaktadır.
Atıf Sayısı :