Pulmoner hipertansiyon (PH), pulmoner
vasküler dirençte artış ve ilerleyici sağ ventrikül yetmezliği ile karakterize,
yüksek morbidite ve mortaliteye sahip kompleks bir klinik sendromdur. Tanı ve
hastalık takibinde sağ kalp kateterizasyonu altın standart yöntem olarak kabul
edilmekle birlikte, invaziv yapısı nedeniyle klinik kullanımda sınırlılıkları
bulunmaktadır. Ayrıca altı dakikalık yürüme testi ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)
fonksiyonel sınıflaması gibi geleneksel değerlendirme yöntemleri, hastalığın
biyolojik heterojenitesini tam olarak yansıtamamaktadır. Bu nedenle, pulmoner
hipertansiyonun erken tanısı, prognoz tayini ve tedavi yanıtının
değerlendirilmesinde biyobelirteçlerin rolü giderek artmaktadır. Günümüzde
natriüretik peptidler ve troponinler gibi kardiyak stres belirteçleri klinik
pratikte yaygın olarak kullanılmakla birlikte; endotelyal disfonksiyon,
inflamasyon, oksidatif stres, metabolik değişiklikler ve fibrozis ile ilişkili
yeni biyobelirteçler üzerine yoğun araştırmalar sürmektedir. Son yıllarda
proteomik, genomik, multi-omik yaklaşımlar sayesinde hastalığın moleküler
altyapısına ilişkin daha kapsamlı bilgiler elde edilmiş ve yeni biyobelirteç
adayları tanımlanmıştır. Bu bölümde, pulmoner hipertansiyonda kullanılan güncel
biyobelirteçler patofizyolojik mekanizmalar temelinde sınıflandırılarak
tanısal, prognostik ve terapötik değerleri açısından değerlendirilmiştir.
Atıf Sayısı :