Pulmoner arteriyel hipertansiyon
(PAH), ilerleyici pulmoner vasküler yeniden şekillenme sonucunda pulmoner
vasküler direncin arttığı, sağ ventrikül (RV) yetmezliği ve erken mortalite ile
seyreden ciddi bir hastalıktır. Güncel PAH yönetiminde temel hedef, hastaların
risk düzeyinin doğru şekilde belirlenmesi ve düşük risk profiline ulaştırılarak
bu durumun sürdürülmesidir. Bu nedenle risk stratifikasyonu, tanı ve tedavi
sürecinin ayrılmaz bir bileşeni haline gelmiştir. PAH’da risk değerlendirmesi; klinik
bulgular, fonksiyonel sınıf, egzersiz kapasitesi, biyobelirteçler, görüntüleme
yöntemleri ve invaziv hemodinamik parametrelerin birlikte değerlendirilmesine
dayanmaktadır. Altı dakika yürüme testi ve kardiyopulmoner egzersiz testi
fonksiyonel kapasitenin değerlendirilmesinde önemli araçlar olup, B-tipi
natriüretik peptid ve N-terminal pro-B-tipi natriüretik peptid düzeyleri
prognostik değeri en güçlü biyobelirteçler arasında yer almaktadır.
Ekokardiyografi ve kardiyak manyetik rezonans görüntüleme, sağ ventrikül yapı
ve fonksiyonlarının değerlendirilmesinde önemli bilgiler sağlamakta; özellikle
sağ ventrikül–pulmoner arter etkileşimi, sağ kalpte tersine yeniden şekillenme
ve sağ ventrikül fonksiyonu güncel prognostik yaklaşımlarda ön plana
çıkmaktadır. Güncel risk değerlendirme
modelleri, mortalite ve klinik kötüleşme riskinin öngörülmesinde ve tedavi
kararlarının yönlendirilmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Dinamik ve
düzenli risk değerlendirmesi, tedavi yanıtının izlenmesi ve uzun dönem klinik sonuçların
iyileştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Günümüzde tedavinin temel
amacı, hastaların düşük risk düzeyine ulaştırılması ve bu durumun
sürdürülebilmesidir.
Atıf Sayısı :