Dışkılama alışkanlığında değişiklik; dışkı sıklığı, kıvamı veya kalıbında hastanın önceki normuna kıyasla belirgin ve süregelen farklılaşma olarak tanımlanır. Klinik açıdan birincil öncelik, bu yakınmanın kolorektal kanser veya inflamatuvar bağırsak hastalıkları gibi ciddi organik nedenlerin habercisi olabilmesidir. Güncel kılavuzlar, dışkılama alışkanlığındaki değişikliği kolorektal kanser için “kırmızı bayrak” olarak tanımlamakta ve özellikle fekal immunochemical test eşiği üzerinden hızlı sevk algoritmalarını yapılandırmaktadır. Roma V süreci, organik nedenler dışlandıktan sonra tablonun bir “dışlama tanısı” olarak değil, semptom temelli bir pozitif tanı yaklaşımıyla ele alınmasını şart koşar. Bu kapsamda, irritabl bağırsak sendromu ve kronik kabızlık gibi Beyin-bağırsak Etkileşimi Bozuklukları, hastanın yaşam kalitesini odağa alan Çok Boyutlu Klinik Profil üzerinden değerlendirilmelidir. Tanı sürecinde alarm bulguları (dışkı immünokimyasal test pozitifliği, rektal kanama, istem dışı kilo kaybı, 45 yaş sonrası yeni başlayan semptomlar) titizlikle sorgulanmalıdır. Klinik pratikte hekim, organik hastalıkların yokluğundan eminse, araştırmalar için gereken 6 aylık süre dolmasa dahi 8 haftalık semptom varlığıyla pozitif tanı koyabilir. İBS tanısı için Roma V ile birlikte “karın diskonforu” kriteri geri getirilmiş ve semptom sıklık eşiği ayda en az 3 gün olarak güncellenmiştir; bu durum tanı oranlarını Rome IV'e kıyasla yaklaşık iki katına çıkarmıştır. Hastaya durumun “beynin uydurduğu bir şey” olmadığı, beyin-bağırsak aksındaki sinyal iletim bozukluğundan kaynaklanan gerçek bir sağlık sorunu olduğu empatik bir dille açıklanmalıdır. Bu bölümün amacı, dışkılama alışkanlığında değişiklik yakınmasıyla başvuran hastalarda kolorektal kanser başta olmak üzere önemli organik nedenlerin alarm bulgularını doğru tanımlamak; Güncel kılavuzlar kapsamında sevk algoritmalarını özetlemek ve hastayla güvenli, paniğe yol açmayan bir iletişim protokolü kurmaktır.
Bu kitabın bölümleri bulunmamaktadır.
Atıf Sayısı :