Çalışanlar, işyerlerinde
yürüttükleri faaliyetler sırasında fiziksel, kimyasal ve biyolojik birçok
tehlikeye maruz kalabilmektedir. Bu nedenle 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği
Kanunu, işverenlere çalışanların sağlık ve güvenliğini koruma yükümlülüğü getirmiştir.
İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında temel amaç, tehlikelerin ortaya
çıkmasını önlemek ve mevcut riskleri kabul edilebilir seviyelere indirmektir.
Bu kapsamda öncelikle tehlikelerin ortadan kaldırılması, mümkün olmadığı
durumlarda ise kaynağında kontrol altına alınması ve toplu koruma önlemlerinin
uygulanması esastır. Ancak tüm bu önlemlere rağmen risklerin tamamen
giderilemediği durumlarda kişisel koruyucu donanımların kullanılması
gerekmektedir. Kişisel koruyucu donanımlar,
çalışanları iş kazaları ve meslek hastalıklarından korumaya yönelik ekipmanlar
olup, tehlike kontrol hiyerarşisinde son savunma hattını oluşturmaktadır. Bu
ekipmanlar iş kazalarını önlemez; ancak çalışanların maruz kalabilecekleri
zararların şiddetini azaltır veya etkilerini en aza indirir. Bu yönüyle kişisel
koruyucu donanımların işlevi, trafik kazasını engellemeyen ancak olası
yaralanmaları azaltan emniyet kemerine benzetilebilir. Kişisel koruyucu donanımların etkili olabilmesi için
yapılan işe, maruz kalınan riske ve kullanıcıya uygun olarak seçilmesi
gerekmektedir. Ayrıca ürünlerin ilgili standartlara uygun olması, çalışanlara
kullanım konusunda gerekli eğitimlerin verilmesi ve kullanım sürelerinin takip
edilmesi önem taşımaktadır. Bununla birlikte çalışanlar, konfor kaybı ve
hareket kısıtlılığı gibi nedenlerle kişisel koruyucu donanım kullanımına direnç
gösterebilmektedir. Bu nedenle risk değerlendirme süreçlerinde çalışanların görüşlerinin
alınması ve ergonomik özelliklere sahip donanımların tercih edilmesi büyük önem
taşımaktadır. Sonuç olarak kişisel koruyucu donanımlar, iş sağlığı ve güvenliği
uygulamalarında toplu koruma önlemlerini tamamlayan ve çalışanların korunmasını
sağlayan önemli bir güvenlik unsurudur.
Atıf Sayısı :