Görsel Kültür Ve Antropoloji Bağlamında Performatif Sanatta Kırmızı Renk Olarak Kanın Kullanımı
Anahtar Kelimeler
Kan ile kırmızı
renk arasındaki varoluşsal ve simgesel bağlar, tarih boyunca insanlığın kendi
varlığını anlamlandırma çabasının en temel konularından biri olmuştur. Sanatta
kırmızı renk ve temsilini yaptığı kan biçimsel, estetik, kültürel ve simgesel
anlamları bakımından diğer renklerle kıyaslandığında önemli bir rol
üstlenmiştir. Bu kitap bölümünde, 1960’lardan sonra performans sanatında
kırmızı rengin temsilinden şiddetin ve gerçekliğin yalın göstergesi olan kana
geçiş; sanatçıların ritüel, arınma, iğrenme, korku ve acı gibi bedensel
deneyimleri üzerinden görsel kültür ve antropoloji bağlamında ele alınmıştır.
Kan ve kırmızının görsel ve simgesel yoğunluğu, kültürler arası ritüeller ve
çağdaş sanat pratikleri ekseninde ele alınan bu metinde kuramsal çerçevesi
Michel Foucault, Mary Douglas, Julia Kristeva, Victor Turner, Hal Foster’ın
çalışmalarına yaslanmaktadır. Herman Nitsch, Chris Burden, Gina Pane, Marina
Abramoviç, Carolee Schneemann, Orlan, Ana Mendieta, Marc Quinn, Teresa
Margolles, Anish Kapoor’un yapıtlarında kan, salt simgesel ve anti-estetik bir aktarım aracı değil; aynı zamanda saflık
ile iğrenme arasında kimlik ve
varoluş pratiklerini duyurmak için kullanılan politik ve provokatif bir
medyumdur. Literatür tarama modeliyle şekillenen nitel araştırmanın kapsamı,
1960’den günümüze performans sanatında kanı kırmızı renk olarak kullanan
sanatçıların yapıtlarıyla sınırlandırılmıştır.
Atıf Sayısı :