Özel eğitim ve kaynaştırma/bütünleştirme uygulamaları,
insan hakları temelinde şekillenen, bireysel farklılıkları birer eksiklik
olarak değil insanlığın doğal bir parçası olarak gören çağdaş bir anlayışı
temsil etmektedir. Tarihsel süreçte özel gereksinimli bireylere yönelik olumsuz
tutumlardan, günümüzde kapsayıcı eğitim ve toplumsal katılım anlayışına doğru
önemli bir ilerleme kaydedilmiştir. Ancak bu ilerlemeye rağmen,
kaynaştırma/bütünleştirme uygulamalarının önünde hâlâ olumsuz öğretmen
tutumları, yetersiz fiziksel çevre koşulları, uzman personel eksikliği ve genel
eğitim ile özel eğitim anlayışındaki farklılıklar gibi ciddi engeller
bulunmaktadır. Bu engellerin aşılabilmesi için öğretmen yetiştirme
programlarının güçlendirilmesi, okulların fiziksel olarak erişilebilir hale
getirilmesi, destek eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve en önemlisi
toplumsal farkındalığın artırılması gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki, özel
gereksinimli bireylerin topluma tam katılımı yalnızca yasal düzenlemelerle değil,
eğitim sistemlerinin dönüşümü, öğretmenlerin mesleki yeterliliklerinin
artırılması ve toplumun her kesiminde bireysel farklılıklara duyarlı bir
bilincin oluşturulmasıyla mümkün olacaktır. Nihai hedef, her bireyin
potansiyelini en üst düzeyde gerçekleştirebileceği, ayrımcılığın değil
dayanışmanın, dışlamanın değil kapsamanın egemen olduğu, fırsat eşitliğinin
sağlandığı bir eğitim anlayışının ve toplumsal yapının inşa edilmesidir. Bu
hedefe ulaşmak, yalnızca eğitimcilerin değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur.
Atıf Sayısı :