Pigmentasyon bozuklukları, melanositlerin melanin üretim
kapasitesi ile bu pigmentin epidermisteki dağılımının genetik ve çevresel
faktörlerin etkileşimiyle şekillendiği, birinci basamakta sık görülen bir
hastalık grubudur. Ultraviyole maruziyeti, hormonal değişiklikler, ilaçlar,
inflamasyon ve travma başlıca tetikleyici faktörlerdir; pigment miktarı,
başlangıç zamanı ve dağılımına göre hiperpigmentasyon, hipopigmentasyon,
konjenital-akkiz ve lokalize-yaygın alt gruplara ayrılır. Melazma,
postinflamatuar hiperpigmentasyon ve solar lentigo gibi hiperpigmentasyonlar
ile vitiligo, albinizm ve piebaldizm gibi hipopigmentasyonlar farklı patogenez,
klinik seyir ve tedavi yanıtı gösterir; çoğu olgu benign olmakla birlikte
asimetrik, hızlı büyüyen veya düzensiz sınırlı lezyonlar altta yatan malignite
ya da sistemik hastalığın habercisi olabilir. Tanıda anamnez ve fizik muayeneye
ek olarak Wood lambası ve dermoskopi, epidermal-dermal pigment ayrımında;
biyopsi ise malignite şüphesinde belirleyici rol oynar. Güneş, hem pigmentasyon
bozukluklarının en önemli tetikleyicisidir; bu nedenle etkili güneşten korunma
hem mevcut pigmentasyon bozukluklarının tedavisinde hem de yeni lezyonların ve
fotohasarın önlenmesinde temel bir koruyucu önlem olarak öne çıkmaktadır. Pigmentasyon
bozukluklarının çoğu birinci basamak hekimi tarafından tanınıp
yönetilebildiğinden, bu hastalıkların temel klinik özelliklerinin bilinmesi
gereksiz sevkleri azaltırken zamanında doğru tedaviyi de mümkün kılar. Atipik
morfoloji, hızlı ilerleme veya sistemik hastalık şüphesi taşıyan olgularda ise
sevk kriterlerinin bilinmesi, malignite ve ciddi altta yatan patolojilerin
gözden kaçırılmaması açısından kritik öneme sahiptir.
Atıf Sayısı :