Kent, insanlık tarihinin önemli toplumsal
değişim süreçlerinden biri olan Tarım Devrimi’nden sonra MÖ 3000’lerde yaşanan Kentsel
Devrim ile insanlığın temel olgularından biri haline gelmiştir. Yaklaşık 5000
yıllık süreçte kente ilişkin anlayış gelişmiş; sürekli yeniden üretilen sosyo-mekânsal
bir sistem olarak tanımlanmaya başlanmıştır. Günümüzde ise kent mekânsal
örgütlenmenin toplumsal ilişkiler ve ekonomik süreçlerle birlikte ürettiği karmaşık
bir yapı olarak kavramsallaştırılmaktadır. Tarihsel süreçte kentlerin gelişiminde
ikinci önemli kırılma Aydınlanma düşüncesi ve Bilimsel Devrim’in ardından
gerçekleşen Sanayi Devrimi ile yaşanmıştır. Sanayi Devrimi’ni izleyen süreçte yaşanan
hızlı kentleşme deneyimi kent olgusunun niteliğini köklü biçimde
değiştirmiştir. Bu dönemde yaşanan göç dalgasına hazırlıksız yakalanan sanayi
kentleri demiryolu, fabrika ve çöküntü mahalleleri ile betimlenen kentsel
çevrelere dönüşmüştür (Mumford, 2013; Kulözü & Kocabaş, 2021). Tarihsel
süreç içerisinde giderek karmaşıklaşan kent olgusunun açıklanmasına yönelik
kuramsal yaklaşımlara duyulan ihtiyaç artmış ve klasik kent kuramları geliştirilmeye
başlanmıştır. 19. yüzyılda fiziksel müdahalenin zorunlu hale
geldiği sanayi kentlerinin gelişim süreci ütopyalar ve sağlık yasalarıyla
yönlendirilmeye çalışılmıştır. Böyle bir kentsel çevre içerisinde planlamaya
duyulan ihtiyaç artmış; 20. yüzyılın başında kent planlama disiplini
kurumsallaşmaya ve planlama kuramları gelişmeye başlamıştır. Aydınlanmanın insan
aklına güven anlayışı araçsal akılcılığa meşruiyet kazandırmış; kent planlama
faaliyetlerini yönlendiren de bu temelde gelişen akılcı kapsamlı planlama
kuramı olmuştur. 20. yüzyılın ortasından günümüze dek, dünyada ve bilim
alanında yaşanan gelişmelerin de etkisiyle farklı planlama kuramları veya
yaklaşımları geliştirilmiştir. Tarihsel süreç içerisinde planlama kuramları
büyük ölçüde birbirlerini eleştiren birbirlerine alternatif oluşturan
yaklaşımlar olarak geliştirilmiştir. Ancak bugün her birinin planlama
düşüncesinin birikimli gelişimine önemli katkılar yaptığı görülmektedir. Buradan
hareketle, Kent ve Kentsel Planlama Kuramları kitabının bu bölümünde kent
kuramları, kentsel planlama kuramları ile dünyada ve bilim alanında yaşanan ve
planlama alanını etkileyen gelişmelerin anlaşılabilmesine yardımcı olacak temel
kavramsal çerçeve ortaya konulacaktır. Bunun için öncelikle kent kuramları ile
kentsel planlama kuramları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak gerekmektedir.
Kent kuramları, kentsel gerçekliğin anlaşılmasına yönelik açıklayıcı bir
çerçeve; planlama kuramları ise bu bilgiyi normatif ilkeler, stratejiler ve
müdahale araçları yoluyla uygulamaya aktaran yönlendirici bir çerçeve sunmaktadır. Bu doğrultuda,
bölümde öncelikle kent ve kent planlama olguları ile kentin tanımında ve kent
planlama alanında zaman içinde yaşanan değişimler ele alınmaktadır. Ardından
kuram kavramına açıklık getirilecek ve kitabın sonraki bölümlerinde detaylı
olarak ortaya konulacak olan klasik ve çağdaş kent kuramlarına giriş
yapılacaktır. İzleyen bölümde kentsel planlama kuramları temelleri, tarihsel
süreçte gelişimi ve planlama kuramlarının gelişiminde yönlendirici olan bilgi,
etik ve değerler üzerinden ele alınacaktır. Son olarak Kent ve Kentsel Planlama
Kuramları kitabının amacı, kapsamı ve yapısı açıklanacak ve bu yolla okuyucuya
kitabın bölümleri arasındaki kuramsal bütünlük sunulacaktır.
Atıf Sayısı :