Sosyal Bilimlerde Paradigma Değişimi Ve Planlama Kuramlarına Etkileri
Anahtar Kelimeler
Bu çalışma, kent planlama düşüncesinin tarihsel
gelişimini Thomas S. Kuhn'un (1962) paradigma kuramı çerçevesinde yeniden
değerlendirmektedir. Bu kapsamda Kuhn'un (1962) paradigma kuramı, planlama
tarihine birebir aktarılan bir bilimsel gelişim modeli olarak değil, planlama
düşüncesindeki kuramsal dönüşümleri ve baskın planlama rasyonalitelerinin
değişimini yorumlamaya olanak sağlayan analitik bir çerçeve olarak ele alınmaktadır.
Analiz sonucunda, 1900–1950 döneminin ortak bir planlama paradigmasının henüz oluşmadığı
paradigma öncesi evreyi, 1950–1960 döneminin akılcı kapsamlı planlama kuramının
baskın planlama yaklaşımı olarak kurumsallaştığı paradigma gelişimi evresini, 1960–1970 döneminin bu kuramın olgunlaştığı
ancak ilk kuramsal sorgulamaların ortaya çıktığı Paradigmanın olgunlaşması ve
içsel gerilimler evresini, [H1] [AA2] 1970–1980
döneminin akılcı kapsamlı planlama kuramının toplumsal eşitsizlik, katılım ve
belirsizlikleri açıklamadaki sınırlılıklarının belirginleştiği paradigma
anomalisi evresini, 1980–2000 döneminin ise iletişimsel, savunucu ve eleştirel
planlama yaklaşımlarının güç kazandığı paradigma krizi sürecini temsil ettiği
belirlenmiştir. 2000 sonrası dönemde planlama düşüncesi, stratejik mekânsal
planlama, sürdürülebilirlik, dirençlilik ve yönetişim ekseninde farklı kuram ve
yaklaşımların birlikte var olduğu çoğulcu bir yapıya evrilmiştir. Bulgular,
planlama düşüncesinin tarihsel gelişiminin, tek bir paradigmanın yerini
diğerinin aldığı doğrusal bir süreçten ziyade, farklı kuramsal yönelimlerin
tarihsel ve toplumsal bağlama bağlı olarak örtüştüğü, etkileştiği ve yeniden
yorumlandığı dinamik ve çok katmanlı bir dönüşüm süreci olduğunu ortaya
koymaktadır. Bu çerçevede çalışmanın kuramsal katkısı; (i) planlama
düşüncesinin tarihsel gelişimini Kuhn'un (1962) paradigma kuramı ışığında
bütüncül bir analitik çerçevede yeniden yorumlaması; (ii) planlama kuramındaki
dönüşümün, paradigma değişiminden çok, farklı kuram ve yaklaşımların birlikte
var olduğu çoğulcu bir yapı içinde gerçekleştiğini göstermesi; ve (iii)
metodolojik çoğulculuk, aktörler arası müzakere ve öğrenme temelli
yaklaşımların çağdaş planlama kuramının temel bileşenleri olduğunu ortaya
koymasıdır. Sonuç olarak çalışma, 21.
yüzyıl planlama anlayışının iklim değişikliği, dijital dönüşüm, göç ve artan
kentsel belirsizlikler karşısında adaptif, esnek ve çok aktörlü yönetişim
anlayışına dayanan çoğulcu bir epistemolojik zemine ihtiyaç duyduğunu ortaya koymaktadır.
Bu doğrultuda planlama kuramları, söz konusu dönüşümlerin anlaşılması ve
sürdürülebilir, kapsayıcı ve dirençli kentlerin geliştirilmesi için önemli bir
kuramsal çerçeve sunmaktadır.
Atıf Sayısı :